İki Şehrin Hikayesi Kitap Özeti Konusu İncelemesi

Ana SayfaKitap YorumlarıDünya Klasikleri

İki Şehrin Hikayesi Kitap Özeti Konusu İncelemesi

A Tale of Two Cities

Roman 1859 yılında yazılmıştır. Özellikle romana giriş paragrafındaki ifadeler müthiştir. Okuyup da etkilenmeyen var mı bilmiyorum.

Oliver Twist Charles Dickens Kitap Özeti İncelemesi
Büyük Umutlar Charles Dickens Kitap Özeti İncelemesi Konusu
İşaret Memuru Charles Dickens Kitap Konusu Özeti

İki Şehrin Hikayesi Kitap Özeti Konusu İncelemesi. Charles Dickens’ın son yazdığı kitaplardandır. Fransız Devrimi’ni (Fransız İhtilali) anlatan tarihi bir romandır. Devrim öncesi siyasi durum, aristokrasi, burjuvazi, yönetiminin barbarlığı konu edilir. Devrim sonrası da ezilen halkın barbarlığı anlatılır. Ben romanı yer yer dört farklı çeviri ile karşılaştırarak okudum. Burjuvazi halktan intikam alırcasına onları ezer sömürür ama aslında eline güç verilirse ezilenlerin de canavar olacağını gördüm. İntikam, canavarlık, gözünü kan bürümüş bir toplum için en az aristokrasi kadar iğrenç olduğu kesin. Aşağıda minicik bir özet ve belki bir iki alıntı yaparak bu yazıyı bitiririm.

İki Şehrin Hikayesi Filmi

İki Şehrin Hikayesi onlarca defa filme uyarlanmış dizileri yapılmıştır. İlk neyazperde uyarlaması 1935 yılında yapılmış. Aşağıya 1989 yapımı film için Youtube videosu ekledim.

İki Şehrin Hikayesi Kitap Özeti Konusu İncelemesi

Kitap için çok kısa bir özet çıkaracağım. Belki bu metin spoiler içerebilir. Yıllardır bir meyhanenin üst katında ayakkabı yapan eski Doktor Manete’in gün yüzüne çıkması ile roman başlar. Mr. Manette, eski bir siyasi suçludur. Haksız yere suçlanmış ve yıllardır kendini, kimliğini unutup buradaki bir delikte saklanır. Psikolojik durumu da oldukça belirsiz doktor için kurtuluş yakındır. Tellson Bankası çalışanı Mr. Jarvis Lorry İngiltere’den Fransaya gelir. 

Yaşlı adam yanında Lucie Manette’i doktorun kızını da getirir. Doktoru kapatıldığı odadan çıkarıp, kızına kavuşturur. Hakkındaki bütün suçlamalar düşürülür. Artık kızına kavuşan Doktor Manette, Lorry ve Lucie gemiye ülkeden ayrılacaklardır. Tam bu sırada gemide  tanıştıkları genç adam Charles Darnay casuslukla suçlanınca onun için şahitlik ederler. Genç adam idamdan kurtulur.

İki Şehrin Hikayesi Kitap Özeti Konusu İncelemesi
İki Şehrin Hikayesi Charles Dickens

Charles Darnay, amcası ve acımasız bir aristokrat olan marki ile arasındaki bağı  koparır. Halka her türlü zulmü yapan, sadece sömüren krallık ve aristokrasi halkı acımasızca sömürüp öldürür. Tam bu ortamda Darnay, Lucie’ye âşık olur ve onlarla İngiltereye taşınır. Fransada ise büyük karışıklıklar devam etmektedir. Halk devrimim yapılır ve cumhuriyet gelir. Halk, eski soyluları elleri ile öldürür on binlercesinin kafası giyotinde uçurulur. Fransız ihtilali adeta yeni canavarlar yartamıştır. 

Lucie’ye âşık olan ikinci bir erkek olan Avukat Sydney Carton onu elinden kaçırmıştır. Fakat amcasının öldürülüp malının yama edilmesi sonucu tekrar Fransaya dönen Darnay idama mahkum elince Catron kendini feda edecektir. Azgın cumhuriyetçi Mrs. Defarge, yani ilk baştaki şarapçının karısı Darnay ve ailesinin idamı için çabalar. Ailesi kaçar kurtulur. Sydney Carton ise sevdiği kadın Lucie’nin mutluluğu için kocası ile yer değiştirmeye karar verir. Kendini feda eder.

İki Şehrin Hikayesi Kitap Özeti Konusu İncelemesi
İki Şehrin Hikayesi Charles Dickens

İki Şehrin Hikayesi Ana Teması, Anlatmak İstediği

Charles Dickens, tarihi bir roman yazmak ister ve İki Şehrin Hikayesini yazar. Dickens, romandaki kendini sevdiği kadın uüruna feda etme temasını başka bir romandan esinlenerek yazmış. Wilkie Collins’ten alınan yer değiştirme teması aslında romandaki aşk konusunun temelidir. Gerçi romanda bildiğimiz anlamda bir romantizm yoktur. Doktor Mannet’in psikolojisinin sürekli gidip gelmesi de romana farklı bir psikolojik bir durum katar.

Devrim öncesi insnalara her türlü zorbalığı yapan ve devlet kaynaklarını kendileri için ayıran krallık rejimi yıklır. Fransız İhtilali gerçekleşir. 1789 devrimi öncesi barbarlığı artık el değiştirir. Bu çok korkunçtur. Şarapçı Mrs. Defarge gibileri kana susamıştır. Aristokrat ya da burjuvaji üyesi herkesi, suçlı suçsuz yargılayıp giyotine gönderirler. Giyotinler durmadan günlük yüzlerce  kişinin kafasını vücudundan ayırır. İntikam çok kötü bir şeydir. Gidenler ne kadar zalimse gelenler de o derece zalimdir. Romanda beni etkileyen bu zalimlik oldu. Öç alma duygusu kan akıtma zevki oldu. Oysa halkı öldüren, yaşama hakkı tanımayan, borç ve fakirliğe mahkum edenleri barış içinde gönderip, barış içinde tertemiz bir yaşam kurmak gerekir. Devleti kendileri için talan eden, zevk içinde saraylarda, konaklarda oturan aristokrasi düzeni haklı adeta canavarlaştırır. Halk da bir vanavar olarak onların canını en acımasız yöntemlerle alır. Zalim de mazlum da canavardır.

Fransız İhtilali ve Devrim

Dickens, roman için tarih kitaplarını, fransız tarihinin o dönemini, şehir tasvirlerini okur. Kitabın sonu çoğu okur tarafından başit bulunur. Hatta kitap yazıldığı dönemde çok ilgi görmez. Kimi edebiyat eleştirmenine göre kitap eksik bilgilerle doludur ve Fransız İhtilalini tam olarak yansıtamaz. Roman 1859 yılında yazılmıştır. Özellikle romana giriş paragrafındaki ifadeler müthiştir. Okuyup da etkilenmeyen var mı bilmiyorum. Kitapta altını çizeceğiniz ya da dijital not alacağınız onlarca paragraf olacak. Özellikle siyasi eğilimler, halkın eğilimleri, adalet, dürüstlük gibi aksaklıkların çoğu günümüzde de var. Neredeyse aynı… Bu benzerlik can sıkıcı. 18. yüzyıl insanı ve siyasileri ile 21. yüzyıl insanın tıpatıp aynı olması çok acı bir durum.

Yorumlar

WORDPRESS: 0